Ses Değişimleri10:30

  • 11,796 izlenme

Anlatılan sözcüklerle ilgili çalışma metnini ve seslendirmesini sayfanın en sonunda bulabilirsiniz.

Dahi

“-de,-da ekinin yerini tutan bir kelime, bile” anlamında ve kesinlikle “a” kısa okunuyor. “Ben dahi” yani “ben bile” Doğru söyleyen çok az. Dahi yerine da:hi yani deha demeyi tercih ediyor çoğunluk.
“a” uzun okunursa olağanüstü yetenekli, yaratıcı gücü olan kimse demek. Bir de ya ağız tembelliğinden ya da “h” sesinin ihtiyaç hissettiği soluğu kullanmamaktan “dayi” oluyor çoğu kez.

Rakip

“a” sesi kısa okunur. Ra:kip söylenişi yanlış. Ek aldığı zaman “i” sesi uzun söylenir.
“Raki:bimi yendim.”

Ra:kım

“a” sesi uzundur. Rakım söylenişi yanlış.

Rakam

“k” sesi bir tanedir. Rakkam değil rakam. Rakam

Laik

Her iki ünlü ses kısadır. “a” uzamaz, kalın değil incedir. İki ünlü arasına “y” sesi gelmez. La:yik değil Laik

Resmigeçit

Biri Arapça diğeri Türkçe iki kelime bir araya gelmiş, önce bir tamlama oluşturmuş sonra o kadar yerleşmiş ki tek bir kelime haline gelmiş artık yazılırken de bitişik yazılıyor. Geçit töreni demek. Böyle kullanmakta kararlıysak doğru söylenişini öğrenelim. Resmi deki “i” sesi uzun değil kısadır. Kelimenin vurgusu ilk hecededir. RESmigeçit. En güzeli Türkçesini söylemek. Geçit töreni.

Tarikat

“a” sesi kısa “i” sesi uzun söylenir. ta:rikat değil, tari:kat

Makam

“ma:kam” söylenişi yanlıştır. “a” sesi uzamaz. Ek aldığında ikinci a uzar.

maka:mı

Mizah

“i” sesini uzun okumak yaygın. i” kısa okunur.

Herkes

herkez söylenişi yaygın. Doğrusu herkes.

Hamal

hammal söylenişi yaygın. Tek “m” sesi var. Hamal.

Ayar

a:yar söylenişi yaygın. Her iki a” kısa okunur.  a:yar değil ayar

Akraba

İkinci “a”yı uzun okumak yaygın. akra:ba değil, akraba:  Sadece son “a” uzun.

Alfabe

İkinci “a” sesini uzatma eğilimi var. Doğrusu kısa. alfa:be değil alfabe.

Lakap

Yanlış söylenişleri çeşitli. la:kap  la:kabı  la:ka:bı Her iki “a” kısa. Kelime ek aldığında da ünlü sesler uzamaz. Ayrıca ilk “a” ince.

Katil zanlısı

En çok hata yapılan tanımlamalardan biri. Ka:til zanlısı söylenişi yaygın. “a” sesi uzamaz, kısa söylenir. Uzun okuduğumuzda yani katil dediğimizde öldürme işini gerçekleştirmiş kişiden söz ederiz. Oysa katil zanlısı dediğimiz zaman katletme yani öldürme işini yaptığı henüz kesinleşmemiş kişiden yani zanlıdan söz ediyoruz. Henüz şüpheli ise katil zanlısı, öldürdüğü kesinleşmiş ise ka:til

Sukutu hayal

Bir Arapça tamlama. Hayal kırıklığı demek. İlk u sesini “ü” ile ve ikinci “u” sesini de ince ve uzun okumak yaygın.  sükû:tu hayal. Her iki ünlü de “ü” değil, “u”. Yine her ikisi de ince değil kalın, ayrıca ikinci “u” uzun.  suku:tu hayal. Çok ısrarcıysanız böyle söylemelisiniz, “bu kadar şeyle uğraşamam” diyorsanız Türkçesi var. “Hayal kırıklığı”

Lise -lisan

Bu iki kelimede “i” sesini uzatma eğilimi var. Li:se, li:san. Her ikisinde de kısa okunur.

Yarın -hayır

Uzun okunma eğilimi olan kelimeler. Hepsinde “a” sesleri kısa. Ya:rın, ha:yır değil. Yarın, hayır.

Zarar – yarar

Zarar ve yarar kelimelerini ek alınca uzatıyoruz. Ek alsalar da uzamaz. Zara:rı  yara:rı değil. zararı yararı

Seri

Aynı şekilde yazılan, farklı anlama gelen ve farklı okunan iki tane var dilimizde. Birinde “i” uzun diğerinde kısa. Uzun okunan seri: hızlı anlamında, Arapçadan geçmiş. Kısa okunan seri Fransızcadan geçmiş, dizi demek. Seri katil derken hızlı olan değil, dizi halde cinayet işleyen katilden söz ediyoruz.

İkametgâh

Bu kelimede ilk “a” sesini ince okumak yaygın. Aksine ince değil kalındır. Tabii ki gâh hecesindeki “a” ince.

Mahsur

Kuşatılmış demek. “S” harfiyle yazılıp söylenmesi gerekli. “Yağmurda mahsur kaldım.” Bir başka kelimeyle karıştırılıyor.

Mahzur

Bu da “z” ile yazılıp söylenmeli. Sakınca anlamında.  “Bir mahzu:ru var mı?” Yalınken “u” kısa, ek aldığında uzun.

Nüfus

Bir bölgede yaşayanların toplam sayısı demek. “S” ile yazılıp söylenmesi gerekiyor. “Nüfus sayımı” Çok benzeyeni var ve onunla sık karıştırılıyor.

Nüfuz

Etkili olmak, içine işlemek anlamında. “Z” ile yazılıp söylenmesi doğru. Ek aldığında ya da sesli harfle başlayan bir kelime ile birleştiğinde “u” sesi uzar. “Nüfu:z etmek”

Şarj

Çoğunlukla “z” ile söyleniyor. Şarz değil şarj

Program

Proğram olarak söylendiği oluyor. Yumuşak g ile değil “g” ile söylenmesi doğru.Program.

Öge

Aynı durum bu kelime için de geçerli. Öğe söylenişi yaygın. “g” ile söylenmesi doğru. Öge

Koreografi

Genellikle kareografi olarak telaffuz etme alışkanlığı yaygın. “a” değil,  “o” ile  koreografi koreograf

Eşlik – benzeri

Nedense bu iki kelimedeki “i” sesini uzatmayı seviyoruz. İlkini sesli harfle başlayan bir kelimeyle birleştiğinde uzatıyoruz. Eşli:k etti  benzeri:

Uzatmaya gerek yok. Her ikisinde de “i” kısa. Çünkü ikisi de Türkçe.

Şoke olmak / etmek

Şok olmak ya da şok etmek değil. Şok beklenmedik, şaşırtıcı demek. Bu beklenmedik durum karşısında biz şoke oluyoruz.  Şoke olmak – şoke etmek

Geri iade

Bu iki kelimeyi hemen hemen herkes birlikte kullanıyor. Oysa ileri iade mümkün değil. İade kelimesinin içinde zaten geri anlamı var. Geri vermek ya da iade etmek demek yeterli.

Romen, roman, rumen

Romen eski Roma halkından olan ve Roma ile ilgili demek.

Romen rakamı da yine onlardan kalma sayı yerine kullanılan işaretler

Roman Çingene demek, Rumen ise Romanyalı anlamında. Onlara roman demek yanlıştır.

Zürefa

Hani bir söz vardır, bazen tam yerine oturur da söyleyiveririz. Ve o uzun boylu, uzun boyunlu hayvana beyaz giydiririz kış günü. Aslında beyazları giyen o değildir. Zarif kelimesinin çoğulu olarak kullanılan zürefa: dır.

“Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü.”

Yani “zariflerin düşkünü, daha önce iyi durumda olup şimdi o konumunu kaybeden” anlamında. Ortadaki ünlü “a” değil “e”, sondaki “a” sesi ise uzun. Zürefa:

Gelelim uzun boyunlu hayvana, onun bu işlerle hiç ilgisi yok, üstelik iki “a” sesinin ikisi de kendi gibi uzun.

Koleksiyon, kolektif

Çift “l” ile söyleme alışkanlığı çok yaygın.  Belki geldikleri dilde böyle oldukları için. Ama Türkçede tek “l” ile söyleniyorlar.

Yeni Zelanda

Aynı şekilde çift “l” ile söyleme alışkanlığında olduğumuz ülke. Tek “l” ile söylenmesi doğru. Yeni Zellanda değil.

Hakkâri

Tamam, söylemesi zor ama biraz çabayla doğrusunu telaffuz edebiliriz.

İlk “a” kalın, ikinci “a” ince. Önce “hak” diyelim, sonra kağıdın “kâ” sı ile “kâri”. Buna birkaç tekrardan sonra alışınca heceleri birleştirelim. 

Yaygın olarak yapılan yanlışların bir arada bulunduğu bir metin. Bazı sözcükler sizin doldurmanız için ilk harfleri verilerek boş bırakıldı. Yanlışa düşmeden ve diğer söyleyiş özellikleriyle vurgulara da dikkat ederek okumaya çalışın. Doğru söylenişler için metnin seslendirmesine başvurabilirsiniz. 

Ahmet Hakkâri’nin 245 nüfuslu, 1700 rakımlı küçük bir köyünde doğmuştu ve o köyde nüfuzu olan, dinine bağlı bir aileden geliyordu. Ama ailesi herhangi bir tarikata mensup değildi. Lise eğitimini tamamlamak, en azından bir yabancı lisan öğrenmek için büyük kentte okumak istiyordu. Yarınını güvence altına almak ve laik ülkesine faydalı olmak için tek çare eğitim görmekti. Ailesi ve akrabaları da onu sukutu hayale uğratmamak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Özellikle Hamal Osman lakaplı amcası ona bir kez olsun “hayır” demiyordu. Okulda alfabeyi ilk o sökmüştü, sayıları bile hemen öğrenmişti, r—- rakamlarını bile seri biçimde yazabiliyordu. Türkçeye hâkimdi, cümlenin ögelerini yerli yerinde kullanıyordu Dâhi denebilecek kadar zekiydi.

Elektronik aletleri parçalar sonra da her bir parçayı tekrar birleştirirdi. Babasının telefonunun şarj aletini parçalamayı da bir oyun haline getirmişti. Uzun boyundan ötürü arkadaşları arasında lakabı Zürafa idi. Mizah yeteneği de gelişmişti, bir benzeri daha yoktu köyde. Uzun süredir yaptığı taş koleksiyonunu herkesle paylaşırdı. Sahip olduğu kolektif ruh ile zor zamanlarda çevresindekileri hep bir araya getirirdi. Hatta bir keresinde köyünde meydana gelen depremde, enkaz altında mkalan birçok kişiyi bu ruhla kurtarmıştı. Bir keresinde de köyünde işlenen bir cinayetin katil zanlısının ikametgâhını tespit etmiş ve yakalanmasında polise yardımcı olmuştu. Kimsenin zararına hareket etmez, arkadaşlarını da toplumun yararına olacak davranışlarda bulunmaya teşvik ederdi.

Televizyonda izlediklerinden oldukça etkilenirdi. Haber saatlerini hiç kaçırmaz, bütün işlerini ona göre ayarlardı. Kimi zaman devlet erkânının konu olduğu bir haberi görüp kendisini makam sahibi bir politikacı olarak hayal eder, bazen de heybetli ordunun resmigeçidini izleyip bir asker olarak görürdü kendini. İzlediği programlarda gördüğü ülkeleri bir gün ziyaret etmeyi hayal ederdi. Venezuela, Jamaika, belki de Yeni ZelandaTarihe de meraklıydı, en çok da R— tarihini öğrenmek istiyordu.

Müzik dinlemeyi ve dans etmeyi sever, dansçıların koreografilerini hayranlıkla izler, özellikle rın danslarına eşlik ederdi. Futbola da meraklıydı. Bunun sebebi R—– futbolcu Hagi’ydi. Onun rakip takımlara attığı her golde bir kez daha ş—- olurdu.
Belki bir gün onun gibi ünlü bir futbolcu olurdu. İşin aslı, bildiği tek şey, hayal kurmanın bir molmadığıydı. Küçük bir köyden gelse dahi zürefanın arasında yer alacağına emindi.

Video'yu Beğendiniz mi?
"Hayır Teşekkürler. Lütfen pencereyi kapat"