Spiker Olmak İster misiniz?

julide sönmezÜlkemizde mesleklerin itibarı hakkında bir araştırma yapılmış. İstanbul Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Lütfü Sunar’ın başkanlığında yapılan bu araştırmada 126 meslek gördüğü itibar, saygı bakımından sıralanmış ve spikerlik mesleği 66. sırada yerini almış.

Yeni tanıştığımız biriyle ilgili ilk merak edilen bilgilerden biridir ne iş yaptığı. Bana bu soru sorulduğunda yaptığım iş yerine çalıştığım kurumun adını söyledim çoğu zaman. Spiker olduğumu söylediğimde bakışların değişmesi, sorulan sorular başa çıkılması zor durumlar olarak geldi bana. “Spiker böyle bir şeymiş demek ki.” “O haberleri yayın öncesi ezberliyor musunuz?” “Kıyafetlerinizi siz mi seçiyorsunuz?” Daha kolay soruları zevkle, hevesle yanıtladım tabii ki.

Spikerlik ülkemizde yayıncılığın başladığı yıllardan itibaren en çekici, en ilgi duyulan mesleklerden biri olmuştur. Bu çekiciliğini sadece itibar nedeniyle kazandığını sanmıyorum.

Sesini duyurmak, seyredilmek, tanınmak pek çoğunun hoşuna gider. Televizyonda yapıyorsanız bu işi sesinizin duyulması yanında bir de cisminizin görünmesi daha da çekici kılar mesleği. Hani tiyatrocular için kullanılan “sahne tozu yutmak” deyimi vardır ya, bunu spikerlik için de uyarlayabiliriz. Bir kere mikrofonun, kameranın, ışıkların karşısına geçen kişi bağımlılık halinde isteyecektir bunu.

Gelin biraz daha derinine inelim mesleğin. Görünen, görünmeyen, bazen de göz ardı edilen yönlerine bakalım.

Bir spikerde olması gereken ilk özellik sestir. Doğuştan sahip olunan, mikrofonik bir sese sahip olmalı spiker. Eğitimle gelişmeye yatkın bir ses olmalı. İkinci olarak iyi bir kulağa sahip olmalı ki sesleri doğru çıkarabilsin, vurgu ve tonlamaları doğru yapabilsin, hatalarını duyup düzeltebilsin. Dilinin müziğini kapmış olmalı. Türkçeyi dilbilgisi ve fonetik kurallarına uygun konuşabilmeli. İfade yeteneği olmalı. Söylemek istediğini, söylenmesi gerekeni en öz, en net, altında başka anlamlar taşımayacak şekilde dile getirebilmeli, hazır cevap olmalı.  Bunun için de düşünme organı ile söyleme organı arasındaki uyum eksiksiz olmalı. Aslında bu uyum konuşan herkese lazım ama şimdilik onu karıştırmayalım. Hızlı düşünüp, çabuk karar vermeli. Soru sormayı, dinlemeyi bilmeli. Spikerin sözcük hazinesi zengin olmalı. Farklı ifade yollarını bilmeli, keşfetmeli. Bir de gözlem ve tahlil yeteneği olmalı. Çok okumuş ve çok okuyor olmalı. Dünyada olup bitenden, farklı görüşlerden, sanattan, tarihten haberdar olmalı ki bu birikim sesine yansısın, kültürlü sesi olsun. Bu, mikrofonik sesin spiker olmaya yeteceği ama kültürü olmayan bir sesin meslek yaşamını ortalama sürdüreceği anlamına gelir. Ortalamanın üzerine çıkmak istiyorsa bu yaptıklarını hep yapması lazım.

Sunucunun da spikerden farkı yok.  Televizyonda ana haber sunan anchormanin de, haberi aktaran muhabirin de. İster radyo ister televizyon, yayında sesini duyuran herkes izleyene karşı tüm bu unsurları yerine getirmekle yükümlü. Türkçeden sorumlu.

Eminim okurken isimler geçti aklınızdan. Radyolardan dinlediğiniz, ekranlardan izlediğiniz isimler. Aklınıza gelen ilk isimler işini iyi yapanlardır. Bu isimlerin sizde uyandırdığı duygu nedir diye sorsam? Güven değil mi? O söylüyorsa doğrudur inancı.

Spiker olmak isteyene öğütler mi? Sordunuz, biliyorum.

Güler yüzlü, insancıl, alçak gönüllü olun. Kendinizi yetiştirin. Sesinizin güzelliği, yüzünüzün güzelliği sizi bir yere kadar idare eder. Ahlaklı olun. İnsanları, ülkenizi, doğayı sevin. Siz bunları severseniz kamera da sizi sever.

Etiketler:
    1. Behlül TÜRK 18/05/2018

Video'yu Beğendiniz mi?
julide-sonmez
"Hayır Teşekkürler. Lütfen pencereyi kapat"