O Öyle Söylenmez – 3 -Nispet i-Bi Eki-Telaş-Konuşma Yapmak03:39

  • 2,127 izlenme

O ÖYLE SÖYLENMEZ

 

Nispet i’si

Nispet i’si denen bir ek var, Arapça kökenli kelimelerin sonuna geliyor ve ona aidiyet veriyor. Türkçede bazen “-sel, -sal” ekiyle karşılanıyor. Hukuki – hukuksal, bedenî – bedensel, tarihî – tarihsel gibi. Ama örneğin “hakiki” kelimesini bu ekle tamamlayamıyoruz onun yerine gerçek diyoruz. Ya da askerî… Bu kelimenin Türkçe karşılığı yok,-sel, -sal eklerini de getirip, askersel diyemiyoruz.

Çok yaygın olarak bu eki kısa söyleme alışkanlığı var. Gelin görün ki bu ek uzun söyleniyor. Kısa söylendiğinde belirtme eki olan “i” ile karışıyor ve kelimenin anlamı değişiyor. “Askeri” yani belli bir asker, o askeri, “bedeni” yani o bedeni gibi.Zaten TDK, belirtme anlamı olan kelimeyle karışmaması için nispet i’si olan kelimelerinin yazımında “i” harfinin üzerine şapka konmasını şart koşmuş. Bence diğerlerinde de düzeltme işaretinin olması lazım, aksi halde şapkasız olunca aslında uzun okunması gerektiğini bilinemiyor.

Anlam değişsin ya da değişmesin sonda bulunan, söylerken ilgi anlamı veren “i” sesini uzatmak şart.

 

“Bi” Eki

Bu kelime başında bulunan bir ek. Farsçadan dilimize geçmiş, Türkçedeki “-siz, -sız” ekiyle aynı anlamda. Bu ekteki “i” de uzun okunur. Bikarar, biçare, bihaber, bitaraf gibi. Kararsız, çaresiz, habersiz, tarafsız anlamlarında.Bu sözcüklerdeki “i” seslerini kısa okursak “r” sesi düşmüş “bir” kelimesi olarak algılanır. Bi çare, bi haber gibi… Bazıları da “r” sesini düşürmeyip alenen “bir” diyor, sözcüğün o haliyle, örneğin “birfiil” olarak, cümlenin anlamına uyup uymadığına bakmadan. Bir haber, bir taraf, bir karar gibi.

Bu sözcüğün yazımında “i” sesinin üzerinde düzeltme işareti yok. TDK uzun okunduğunun anlaşılması için böyle kelimelerde artık gerekli görmüyor şapkayı. Bence tıpkı nispet i’sinde olması gerektiği gibi bu ekte de düzeltme işareti olmalı. O zaman işte böyle yanlış söyleyişler çıkıyor ortaya.

Tekrarlayayım, “r” yok, sadece “bi” var ve “i” mutlaka uzun söyleniyor.

Bir de yanlış söylenen “bir fiil” var. Bu kelimeyle ilgili “Bir fiil alabilir miyim? İki olmasın lütfen!” başlıklı blog yazımı okuyabilirsiniz.

 

Telaş/Hırs/Panik/Heyecan 

Bazı sözcükleri yapmak fiiliyle birlikte kullanma alışkanlığı hızla yayılmaya başladı. Telaş yapmak, hırs yapmak, panik yapmak, heyecan yapmak gibi. Hadi, oturup bir hırs ya da heyecan yapalım desek, yapamayız, bir malzeme yok elimizde. Bunlar yapılabilen şeyler değil. Ama, onların yerine telaşlanabiliriz, hırslanabiliriz, panikleyebiliriz, heyecanlanabiliriz. Bu kelimeleri kullanırdık eskiden.Yaşanan bu duyguları nasıl ifade etiğimiz unutuldu, yapmak yüklemi ile birlikte kullanılışı doğru kabul edilir oldu. Ayrıca dilde en az çaba kuralına aykırı davranıp sözü uzatıyoruz. “Peki yapmak eylemiyle birlikte dilimize yerleşmiş başka kalıplar yok mu” diye sorabilirsiniz. Var tabii, onları da önümüzdeki klipte konuşalım.

 

Konuşma/Bekleme/Giriş/Çıkış/Dönüş/İniş Yapmak

Yapmak eyleminin duyguların ardına gelmemesi gerektiğini geçen sefer söylemiştim. Peki başka nerelerde kullanıyoruz bu fiili? Konuşma yapmak örneğin, konuşmak ile arasında anlam farkı olduğu açık. Polis yol kenarında arabasıyla duran sürücüye “Bekleme yapma” diyebilir mi? Uçak iner mi, iniş mi yapar? Bakan binadan çıkar mı, çıkış mı yapar?

Konuşma yapmak dışında hiçbir kullanım TDK Türkçe sözlükte mevcut değil. Ama halk arasında kullanımda. Kimileri ise başlayan ve devam eden, henüz bitmemiş bir süreci anlatmak açısından kullanılabileceği görüşünde. Örneğin yurt dışı bir ziyarete giden bir başbakan yurda döner ama yurt dışında yaşayan birinin dönüşü kesin ise bu bir süreçtir ve dönüş yapar ve kullanılabilir düşüncesindeler. Tartışılır… Ben konuşma hariç hiçbirinin kullanılamayacağını düşünüyorum.

“Unutmayın, dilimizi doğru konuşmak hepimizin sorumluluğu.”

Video'yu Beğendiniz mi?
"Hayır Teşekkürler. Lütfen pencereyi kapat"